O kadar yeni evli oyun

Bir diger oyun global odalar #Oyun,#Kelime,#Yarisma Odalaridir. TÜM BAYANLARIN BULUSMA NOKTASI! Evli, bekar, genç, güzel, alimli, bakimli, dul, yasli, zayif, sisman, sarisin, esmer, kumral, beyaz tenli, çirkin ve daha bir sürü bayanlar sohbet ederek yeni arkadasliklar kurmak için sitemiz üzerinde bulusmaktadir. Yaklaşık okuma süresi: 5 dakika Two Two Yapım‘ın Mutluyduk Belki Bugüne Kadar oyununu, Özgür Hanım‘la birlikte Özgürlük Parkı Açık Hava Sahnesi‘nde izledik. Aynı zamanda 16. Kadıköy Tiyatro Festivali‘nde izlediğim son oyun oldu benim için. Mutluyduk Belki Bugüne Kadar, 2016 senesinde vizyona giren İtalyan yapımı bir filmin tiyatro uyarlaması. Youtube’tan ibretlik bir evlilik hikayesi geliyor. Biraz uzun bir video ama vakti olan sonuna kadar izlesin, yalnızlığına şükretsin, bu siteyi kuran Mahmut Abi adına bir türbe kurup çaput bağlasın, adaklar adasın. Bütün bunların bu kot gömlekli ile beni tanıştırmak için sahnelenmiş bir oyun olduğunu düşünmek o kadar iyi geliyor ki. O fasla geri dönüyor yorgun zihnim. Bütün bu ... Gerçekten kapalı pop kılan herkese görünmez veya zırh-zor olabilir bir gizlenme sahip olmasıdır. Goofy eğlenceli herkes kısa bir süre için görünmez olma yeteneği varsa çok oyunculu bir oyun haline gelir ne kadar çok etkileyici olduğunu. Crysis 3’s yeni multiplayer modu “Hunter modu” denir ve o ile iyi vakit de vardı. Olacak O Kadar Bütün Bölümler Full İndir, Türk televizyonlarının en sevilen dizilerinden biri olan Olacak O Kadar Tüm Bölümler Full olarak dizi indirmeniz için sizlerle. Olacak O Kadar İndir, 1986 – 2010 yıllarında yayınlanmış diziyi arşivleyerek keyifle izleyebilirsiniz. 276 bölüm sürmüş Olacak O Kadar Dizisi oyuncuları Levent Kırca, Oya Başar, Metin Serezli gibi ... İnsanlar uzun süre evli kaldıkları zaman, hisleri eskiden olduğu kadar kuvvetli olmayabilir. Bu yüzden de yeni birini bulmak onlara çekici gelebilir ve böylece ihtiyaç duydukları sevgiyi başka birinden elde edebilirler. Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. 79 yıldır birlikte olan ve yaşları toplamı 215'i bulan Julio Mora Tapia ile eşi Waldramina Quinteros dünyanın en yaşlı evli çifti olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. Yeni evli çifte alınabilecek en faydalı hediyelerin başında mutfakta kullanabileceği aletler geliyor. Çeşit olarak çok fazla seçeneğin olduğu mutfak için hediye seçmeniz konusunda alternatifler çok daha fazla. Çatal bıçak takımından tutun farklı amaçlara göre seçilmiş bardak setlerine, tencere ya da tavadan tutun ... Imperia Online Dünyayı fethedecek kadar kendinize güveniyorsanız Imperia Online tam size göre bir oyun. Köyünüzü kurun, ordunuzu eğitin ve savaşlara katılın. Nokta Bulmacası Nokta Bulmacası, bölümlerde karşımıza çıkan noktaların tamamını yok etmeye çalıştığımız eğlenceli bir oyundur.; Sevimli Kurbağalar Sevimli kurbağalar ile macera dolu bir oyun sizler için.

46 Teknoloji Toplumu – Eğlence – Jacques Ellul

2020.06.02 02:22 karanotlar 46 Teknoloji Toplumu – Eğlence – Jacques Ellul

Eğlence ve dikkat dağıtma teknikleri, ele almış olduğumuz diğer insani tekniklerden farklıdır. Maddi açıdan bu teknikler propaganda teknikleriyle (filmler, radyo, gazete, daha az ölçüde de kitaplar ve sesli kayıtlar) benzeşir. Ancak bu araçların hiyerarşisi aynı değildir. Örneğin, sinema birinci yeri işgal eder ve radyodan daha önemli bir rol oynar. Buna karşılık, propaganda hiyerarşisinde radyo tercih aracıdır.
Eğlence dikkat dağıtmaya, propaganda yol göstermeye çalışır. Ancak temel fark, kendiliğindenlikle ilgilidir. Propaganda tekniği hesaplı kitaplıdır; oysa eğlence tekniği spontane ve tasarlanmış değildir.
Burada da bilinçaltının kullanımı tekniklerini görüyoruz ama çok daha az baskıyla kullanılırlar. Ayrıca, bu bilinçaltı tekniklerinin erişimi ve alanı farklıdır. Eğlence dikkat dağıtmaya, propaganda yol göstermeye çalışır. Ancak temel fark, kendiliğindenlikle ilgilidir. Propaganda tekniği hesaplı kitaplıdır; oysa eğlence tekniği spontane ve tasarlanmış değildir. İlki, organize edenin kararının sonucudur; ikincisiyse kitlenin ihtiyacının sonucu. İşten eve dönen sıradan inşanı düşünün. Çok büyük ihtimalle gününü tamamen hijyenik bir ortamda geçirmiştir; ortamını dengelemek ve yorgunluğunu hafifletmek için de her şey yapılmıştır. İşten ayrıldığında vaktini doldurmaktan duyduğu memnuniyeti, verimsiz, anlaşılmaz ve gerçek verimli bir iş olmaktan uzak bir işten duyduğu tatminsizlikle karışır. Evde “kendisini yeniden bulur”. Fakat neyi bulur? Bir hayalet bulur. Düşünecek olsa, düşünceleri onu dehşete düşürür. Kişisel alın-yazısı ancak ölümle gerçekleşir. Fakat tefekkür, onun için ergenlik maceralarıyla ölümü arasında herhangi bir şey olmadığını, kendisinin bir karar verdiği veya bir değişimi başlattığı bir nokta olmadığını söyler ona. Değişimler, onu bir gün savunan bir gün dışlayan organize teknik toplumun özel ayrıcalığıdır. Bugünden diğerine bir fark yoktur. Yine de hayat hiç sakin değildi, çünkü gazeteler ve haber bültenleri günün sonunda onu kuşatıyor, güvensiz bir dünya imajını ona kabul ettiriyordu. Sıcak veya soğuk savaş değildiyse, ona hayatının rizikoluluğunu anlatacak her türden kaza vardı. Bu rizikoluluk ile işin değiştirilemez kararlılığı arasında kalan insanın yeri yurdu yoktur, bir yere ait değildir. Ona bir şey olsun veya olmasın her iki durumda da kendi kaderinin yazarı değildir.
Teknik toplumun insanı kendi hayaletiyle karşılaşmak istemez. Kazalar ile teknik mutlakiyet uçları arasında parçalanmaya kızar. Her şeyin berbat gitmesinden korkar. İşlerin kötü gitmesini kabul edebilir ama ancak hayatın bir anlamının olması ve tercih yapabilmesi, örneğin ölmeyi seçebilmesi koşuluyla. Fakat hiçbir şeyin anlamı olmayınca, hiçbir şey özgür tercihin sonucu olmayınca, son berbatlık, kötü bir adaletsizliktir. Teknik medeniyet, hâlâ dokunulmamış tek insani gerçeklik olan ölümü durdurmamakla büyük bir hata etmiştir. İnsan, geleceğe dair hâlâ berrak anlara sahiptir. Propaganda teknikleri hayatın bir anlamı kaldığına onu tamamen inandıramamıştır. Fakat eğlence teknikleri devreye girmiş, ona en azından ölümün varlığından nasıl kaçılacağını öğretmiştir. Durumuna kendisini uydurmak için inanca veya zor bir çileciliğe artık ihtiyacı yoktur. Filmler ve televizyon, onu doğruca yapay bir cennete götürür. Kendi hayaletiyle karşılaşmaktansa, kendisini yansıtabileceği ve istediği gibi yaşamasını sağlayacak film hayaletleri arar. Bir iki saat süreyle kendisi olmaktan çıkar, kişiliği çözülür, anonim seyirci kitlesinde kaybolur. Film, onu güldürür, ağlatır, meraklandırır, sevdirir. Başroldeki kadınla yatağa girer, kötü adamı öldürür, hayatın tuhaflıklarına hükmeder. Kısacası, bir kahraman olur. Hayatın birdenbire anlamı vardır.
Sinema, bir entelektüel mekanizma gerektiriyor, insana, bir anlama dokunmuyor, yargıya ulaşmasına imkan tanıyordu. “Gerçekliği” sayesinde sinema filmi seyirciyi öylesine bütünleştirir ki baskısına direnebilmek için görülmemiş bir manevi güç veya psikolojik eğitim gerekir. Seyirciler sinemaya bir kaçış olarak, sonuçta da baskılarına teslim olmak üzere giderler. Unutmayı bulurlar, unutmada da işte veya evde bulamadıkları tatlı özgürlüğü bulurlar. Ekranda, gerçekte asla yaşayamayacakları bir hayatı yaşarlar. Rüya ve umudun, kıtlık ve zulüm zamanlarında geleneksel kaçış araçları olduğu söylenebilir. Fakat bugün umut yoktur; rüya da şu veya bu “gerçeklikten” özgürce kaçmayı seçen bir bireyin kişisel eylemi değildir artık. Kendileri bir yudum hayat, özgürlük ve ebediyet bulmaya çalışan milyonlarca insan kitlesi olgusudur. Kabuğundan mahrum bırakılan bir salyangoz gibi özünden koparılan insan, hareketli resimlere göre kalıp verilmiş plastik malzemeden ibarettir.
Geçmişin rüyaları ve umutlarıyla bugünküler arasında devasa bir fark vardır. Eskiden, “işlerin değişeceği” inancıyla umut, geleceği aydınlatan bir fenerdi. Rüyalar, uçuşu temsil ediyordu; ama insanın kendisine uçuşu. Ancak sinema filmlerinde gelecek sözkonusu değil. Film şeridinde, değişmek zorunda olan zaten değişmiştir. Sinema rüyalarının uçuşunun da iç hayatla bir ilgisi yoktur. Sadece dışsal olanı ilgilendirir. İnsanlar sinemayı terk ettiklerinde, derinliklerde tecrübe ettikleri ihtimallerle doludurlar. İç dünyalarına ilişkin dozlarını almışlardır. Sorunları da dönüşüm geçirmiştir. Şimdi filmin ortaya koyduğu sorunlardır onlar. Ve, tüm bilinç alanlarını işgal eden bu sinematik problemlerin hem tüm sıkıntıları uçuracak kadar güçlü hem de dert etmeye değmeyecek kadar gerçek dışı oldukları şeklindeki çelişkili gelebilecek mutlu izlenime sahiptirler. Filmlere duyulan modern tutku, kaçış isteğiyle tamamen açıklanmaktadır. Aynen iş temposunun veya devlet otoritesinin manevi sadakat ve sonuçta propaganda gerektirmesi gibi, teknik rejimi altındaki insani durum da dikkat dağıtıcı tekniklerin sunduğu kaçış anlayışını gerektirir. Zehiri damıtırken panzehiri sağlayan bir organizasyona hayretle bakmaktan başka bir şey yapamazsınız.
“Önemli olan hiç kimsenin bir an bile olsa kendisine bırakılmamasıdır” diyor Butlin. Herşey bir şenlik havası içinde ve “uzman” olan oyun liderlerinin yönetiminde cereyan eder. Mutlu olduğuna insanı inandırmak için eldeki tüm araçlar kullanılır.
Tüm kişisel çıkarları teknik mekanizma tarafından boşaltılan insan bazen kendisini evde bulur. Ne hakkında konuşacaktır? İnsanda hiç eksik olmayan bir tek sohbet konusu olmuştur, o da hayatın sıkıntılarıdır. Korku, acı, umutsuzluk veya tutku değil. Bunların hepsi, insanın bilinçaltında bastırılmıştır. Fakat her zaman, cana yakın bir şekilde, sıkıntı verici şeylerden, bağlarına düşen dolulardan, küflerden, bozuk makinelerden, başbelası prostattan filan bahseder. Artık teknik müdahale ediyor, her şeyi tamir ediyor, her şeyin iyi veya yeterli şekilde çalıştığı bir dünya yaratıyor. Kimi küçük sıkıntılar sürse bile, kişi bunlardan bahsetme ihtiyacı duymaz, sessizliği dolduran etkili araçlara, aile hayatının imkansızlaştığını görenler için müthiş bir sığınak olan radyo ve televizyona döner. Jean Laloup ve Jean Nelis, radyo ve televizyonun aileyi yeniden oluşturduğunu söylerken tuhaf bir iyimserlik gösteriyor. Televizyon, kuşkusuz, maddi yeniden birleşmeyi kolaylaştırıyor. Onun sayesinde çocuklar artık akşamları dışarı çıkmıyor. Aile üyeleri gerçekten maddi olarak mevcuttur; ancak televizyon cihazına odaklanmış vaziyette birbirlerinin farkında değildirler. Birbirlerine katlanamazlarsa veya söyleyecek bir şeyleri yoksa radyo ve televizyon (harici ilişkileri yeniden kurarak ve sürtüşmeden kaçınarak) bunları kolaylaştırır. Bu teknik araçlar sayesinde bir ailenin üyeleri için birbirleriyle ilgili yapacak bir şeyleri olmak zorunda değil artık. Hatta, aile ilişkilerinin imkansız olduğu gerçeğinin bile farkında olmaları gerekmiyor. Karar vermek de gerekmiyor. Evli bir çiftin televizyonun çınlayan boşluğunda birbirleriyle hiç buluşmadan uzun süre birlikte yaşamaları mümkündür. Bu da tuhaf bir kaçış aracıdır; kendisinden değil de başkalarından kaçış aracıdır. İnsanın her akşam taktığı modern maskedir. Ne yazık ki eski maskenin erdemlerini (şeytani ve ilahi) taşımayan bir maskedir bu.
Radyo meselesiyle ilgili en incelemelerden biri olan Roger Veille’in çalışması, kulağın insandaki büyük “kusur” olduğunu hatırlatıyor bize. Kulak sayesinde insan “sonsuz mekanların sessizliğini” algılar; onun büyük huzursuzluğunun çıkış noktasıdır kulak. Gözün aksine, gizem ve reddetmeyi çağrıştırır. Acı ve merak merkezidir. Radyo da bu açığı kapatır, eğlendirmek suretiyle insanı sessizliğe ve gizeme karşı korur. Program yapımcıları tüm bunları bilir, programlarını da bu kaçışın bir işlevi olarak yapar; kaba ticari dürtülerden veya Makyavelizmden değil (kimilerinin düşündüğü gibi). Çünkü kendileri insanın durumu niteliğindedir ve acılarına karşı koruma isterler. O halde radyo, günlük sosyal gerçeklikle görevinin dağıtacağı rüyalar arasında açık bir ayrılmaya yol açar. Veille’in sözlerini kullanmak gerekirse, “kurtarıcı eğlencelerden” biridir radyo. Ahlaki huzuru ele alan, aile hayatının, sosyal baskıların ve modem yaşamın sıkıntılarının trajedilerini telafi etmekle görevli bir kamusal hizmettir. Bugünün şehirlerinin gayri insaniliklerini telafi etmelidir radyo. İnsanoğlunun gerçek dostluklar kuramadığı veya derin deneyimler yaşayamadığı bir ortamda radyo, ona gerçeklik görüntüsü, tanışlık ve insani yakınlık sağlamalı, onu cezbetmeli, rahatlatmalıdır. “Radyo, aidiyet illüzyonunu verdiği kimseleri sadece işitsel imajlara tedricen alıştırıp alıştıramayabileceğini; hatta konuşan kimselerin yokluğuna onları alıştırıp alıştıramayacağını” sorgularken Veille haklıdır. Ne yazık ki Veille’in sorusuna verilecek cevap açıktır. İnsanın tecridinin mukayese edilebilir başka bir aracı yoktur. Radyo, hatta radyondan daha fazla televizyon, bireyi tek başına olduğu yankılanan bir teknik evrene kapatmaktadır. Komşuları hakkında zaten yeterince az şey biliyordu; şimdiyse onunla dostları arasındaki ayrım daha genişlemiştir. İnsan makineleri dinlemeye, onlarla konuşmaya alışmıştır; telefonlarla ve diktafonlarla olduğu gibi. Yüz yüze karşılaşmalar, diyaloglar yok artık. Sayesinde sessizliğin acısından ve komşularının rahatsız etmesinden kaçtığı daimi monologuyla insan tekniğin kucağında (ki insanın yalnızlığını kuşatır, aynı zamanda tüm oyunlarıyla onu rahatlatır) bir sığınak bulur. Cazibe gücü ve görsel-işitsel nüfuz gücü nedeniyle televizyon, belki de kişiliği ve insan ilişkilerini en fazla tahrip eden araçtır. İnsanın aradığı şeyin, topyekün bir dikkat dağıtma, kendisini ve sorunlarını tamamen unutma, eşzamanlı olarak da bilincinin her zaman hazır ve nazır teknik eğlenceyle birleşmesi olduğu görülüyor.
Eğlence alanında, tekniğin bir teknoloji toplumunda insanın ihtiyaçlarına cevap verdiği bir aşamadayız. Ancak mevcut teknik araçları kullanıp kullanmama konusunda hâlâ özgür oldukları bir toplumda. “Kaçış istiyorsan buyur dene” diyor teknik. Ancak modern insan, teknik duruma her ne pahasına olursa olsun meydan okumama ihtiyacını öğrenmeye ve teknik araçların bu ihtiyacı karşılamak için varolduğunu kabul etmeye başlıyor. Örneğin, İngiltere’de Butlin’in olağanüstü başarılı tatil kamplarını alalım. Butlin, bir kere titizlik isteyen ve aşırı derecede kişilikten arındıran bir dünyada çoğu insanın tercih ettiği tatilin gerçek bir boşluk olması, özgürlük izlenimi veren ama bireyin kendisiyle maddi olarak bile yüzyüze gelememesini sağlayan daha büyük bir kişilikten arındıran bir boşluk olması gerçeğini yakaladı. Bu hedefe varmak için Butlin, 1938’de “aile tatil kamplarını” düzenledi. Tatilci, her günün farklı (sürekli yenilik ve değişiklik izlenimi vererek) olması için akıllıca düzenlenen katı bir takvimle kalabalık bir ortamda yaşar. Oyunlar, şarkılar, tiyatro, yemekler, “eğlence”, sabah saat yediden gece yansına dek hızlı bir tempoda birbiri peşisıra gelir.
Tarif ettiğim türden spontane ve organize eğlence mekanizmaları, ancak propaganda tekniği gelişmediği ölçüde faydalıdır.
“Önemli olan hiç kimsenin bir an bile olsa kendisine bırakılmamasıdır” diyor Butlin. Herşey bir şenlik havası içinde ve “uzman” olan oyun liderlerinin yönetiminde cereyan eder. Mutlu olduğuna insanı inandırmak için eldeki tüm araçlar kullanılır. Her bir kamp dört bin kişi alabildiğinden tatilci için kalabalık bir ortamda iki hafta süren tatilini geçirecek düzenlemeler yapma zorluğu pek yoktur. Tüm bu olay, bilinçsiz hale gelmek için tasarlanmış titiz bir işlemdir ve bizatihi Butlin tarafından ayrıntısıyla tarif edilen bir teknikle yürütülür. Butlin açık açık konuşuyor. Ona göre mesele, müşterilerinin sistematik biçimde bilinçlerini kaybetmelerini sağlamaktır. Eskisi gibi siyasi nedenlerle değil, sırf eğlence saikleriyle. Bir tür Pascaliyen eğlencenin emrine verilmiş bir teknik sözkonusu burada. Tam olarak aynı değil, çünkü ebediyetle yüzyüze olan bir kimsenin çıkmazından kaçması meselesinden çok, bu hayatta insan ile durumu arasındaki çatışmadan kaçınma meselesidir. İki eylem arasında aracılık yapmaktan ziyade (ki çoğu insan yapamaz bunu), teknik bir dünyada hayatın açık, ezici tuhaflığı üzerinde aracılık etme meselesidir. Ortalama insan kaçınılmaz olarak bunun bilincindedir. Bu nedenle bilincini her ne pahasına olursa olsun karartmalıdır. Bunda da, öyle görünüyor ki, teknik bir toplumun gereksinimleriyle asli bir uyum içindedir. Tezimiz, Butlin’in kamplarının müthiş başarısıyla kanıtlanmıştır. 1947’de 400.000 kişi bu kamplarda tatil yaptı. Bu sayı düzenli olarak artış göstermektedir. Unutmayın ki bu rakamlar, bu türden şeylere tabiatı gereği soğuk duran İngilizleri temsil ediyor.
Bu, teknik eğlencelerin teknik topluma ve sosyolojik işlevlerine bütünüyle adaptasyonunu göstermektedir. Filmleri bir eğitim sanatına ve bir eğitim aracına dönüştürmek ne kadar da aldatıcıdır. Sanat filmleri ile felsefi ve politik içerikli filmler, açıkçası sinemaya giden halkın isteklerini karşılamıyor. Filmlerin yine de halkı “eğitmenin” bir aracı olduğu elbette meşru biçimde savunulabilir. Fakat burada belirli bir kafa karışıklığına karşı uyanık olmalıyız. İzleyicinin zevkinin, anlayışının eğitilmesi gerçekleşir ama ancak yeri gelmişken gerçekleşir. Bilincinin karartılması en önemlisidir; sanat ve bilim de buna katkıda bulunabilir. Film, ancak, sanatı sosyolojik olarak gerekli, teknik açıdan da mümkün bir girişimin hizmetine koyduğu takdirde başarılı olabilir. Yalnızca sanat (ve kendini bilim olarak gösteren beyin yıkama) insanı gerçeklikten koparmanın yeni aracına dönüşür. Durum böyle olmasaydı, halk, Orson Welles’in ilk filmleri gibi filmleri benimsemezdi.
Tarif ettiğim türden spontane ve organize eğlence mekanizmaları, ancak propaganda tekniği gelişmediği ölçüde faydalıdır. Propaganda geliştikçe eğlenceyi yokeder. Ya eğlencenin görünümünü etkili bir propaganda aracına dönüştürür ya da daha sonraki bir aşamada insani adaptasyon amaçları için kullanılır. Bu sonuncusu, İsveç veya Rusya radyosunun “eğlenceyle”, yalanlarla ve uyutucu şeylerle dolu bir sosyal yapı kurmakla ilgilenmediği, çünkü bu devletlerin yurttaşlarının “özgürleştirildiği” ve kimsenin “günlük mecburiyetlerin bıktırıcı devamlılığını artık hissetmediği” şeklindeki Veille’in teziyle hemfikir olmayı imkansızlaştırıyor. Veille’in bu gerçek içinde sosyalizmin faydalı etkilerini zımnen görme eğilimi taşıdığı da kaydedilebilir. Oysa tarif ettiği durum, İsveçlilerin tüm insanlar içinde en “entegre” ve uyumlu insanlar olduğu gerçeğinden kaynaklanıyor. Kendilerini organizasyonda mümkün olduğunca yabancılaştırdılar ki kişilik ile teknik arasındaki bir çatışmanın artık farkında olmasınlar, bu nedenle de yapay bir cennete ihtiyaçları olmasın. Ruslar örneğinde propaganda eğlenceyi zekice absorbe ederek onun yerini almıştır. Devletinin günlük propagandasına (dünyada en gelişmiş olanı) maruz bırakılan Rus vatandaşı, merak nedir bilmez. Fakat bu durumda, aynı şey Hitler’in Almanyası için de geçerlidir.
https://itaatsiz.org/?p=5778
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.11.19 22:49 fragmanlife Sevgili Gecmis Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tam Liste Tum Oyuncular)

Sevgili Geçmiş Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri (Tam Liste Tüm Oyuncular) Ece Uslu ve Emre Kınay’ın başrollerini paylaşacağı Sevgili Geçmiş dizisi 25 Ekim cuma günü Star Tv ekranlarında yayına girecek. Çekimlerine 9 eylül pazartesi günü İzmir Urla’da başladı.
Süreç Filmin yapımcılığını üstlendiği Funda Alp’in senaristliğini üstlendiği Sevgili Geçmiş dizisinin başrolleri açıklandı. Son olarak Dayan Yüreğim dizisi ile ekranlarda yer alan ve Ece Uslu ve yine son olarak Vurgun dizisinde yer alan Emre Kınay oldu. Hem Emre Kınay hemde Ece Uslu uzun süredir dizi tutturamayan iki büyük yıldız. Emre Kınay yine 2017 de ünlü oyuncu Sibel Can ile Sevda’nın Bahçesi dizisinde baş rolde yer almış ama dizi yine tutmamıştı.
Star Tv ekranlarında ekim ayında izleyicisi karşısına çıkacak Sevgili Geçmiş dizisinin yönetmenliğini ise son olarak Bir Deniz Hikayesi dizisinde yönetmen olarak yer alan Aydın Bulut üstlenecek.
Sevgili Geçmiş Dizisi Konusu
Sevgili Geçmiş dizisinde zengin bir ailenin çocuğu ile evlenen Cahide isimli bir kadının kayını Cemal’in kendisine attığı bir iftira sonucunda kocasını öldürmekle suçlanıp 24 yıl ceza alması ve kendisi hapisteyken yetiştirme yurdunda yetişen üç kızının dram ve aşk dolu hikayesi anlatılacak.
Sevgili Geçmiş Oyuncuları Ece Uslu (Cahide) Ece Uslu 9 Eylül 1974 İzmir doğumludur ve şuanda 45 yaşının içindedir. Ece Uslu 9 Eylül 1974 İzmir doğumludur ve şuanda 45 yaşının içindedir. İlk olarak mankenlik ve tiyatro oyunculuğu ile sektöre giren Ece Uslu’nun ilk dizisi 1989 yapımı olan İz Peşinde dizisi oldu. Ece uslu ilk başrol deneyimini ise 1996 yapımı Kara Melek dizisi ile oldu. 2002 yılında Zerda dizisinde Türkiye’nin çok yakından tanıdığı bir isim oldu. Türkiye’nin bir dönemine damga vuran Zerda dizisinden sonra yine bir dönemin ünlü ismi olan Karagül de yer aldı ve Ebru karakteri ile dünyanın tanıdığı bir oyuncu oldu. Yirmiden den fazla dizi ve filmde yer alan Ece Uslu ne yazık ki 2017 de yer aldığı Dayan Yüreğim dizisinde beklediğini bulamadı ve dizi kısa zamanda başarısız oldu ve final yaptı.
Cahide kocasının ani ölümü yıkılan sonrasında da atılan iftira ile kocasını öldürme suçundan 24 yıl ceza almış çilekar ama güzel bir kadındır. Cahide tutuklanırken en büyük kızı üç ortanca kızı 2 ve en küçük kızı daha 6 aylıktır. Cahide evlatlarını hapiste büyütmektense onları yetiştirme yurduna vermeyi kabul eder.
Emre Kınay (Cemal Karalar) 1970 İstanbul doğumlu olan Emre Kınay 49 yaşının içindedir. Oyunculuğa tiyatro ile başlayan Emre Kınay İstanbul Duru Tiyatrosunun da sahibidir. Yılan Hikayesi dizisi ile ekranlarda tanınmaya başlanan Emre Kınay yeni nesle kendini Güneşi Beklerken dizi ile tanıtmıştır. Emre Kınay’ı Sibel Can ile başrollerini paylaştığı Sevda’nın Bahçesi dizisinde hüsran yaşamış sonrasında 2018 de yer aldığı ve Erkan Petekkaya ve Deniz Çakır ile başrollerini paylaştığı Vurgun dizisi de tutmamıştır. Bu nedenle Emre Kınay her dizi projesini titizlikle incelemekte artık başarısızlık ile karşılaşmak istememektedir.
Cemal Cahide’ye aşık bir kayındır Cahide’nin çocuklarının öz amcasıdır. Kuralcı ve oyun oynamayı seven bir adam olan Cemal 24 yıl Cahide’nin hapisten çıkmasını beklemiştir. Cahide’nin çıkması ile yengesi ile evlenip mutlu bir yuva kurmayı hayal eder.
Sevda Erginci (İpek Gencer) 3 Ekim 1993 İstanbul doğumlu olan güzel oyuncu Sevda Erginci 26 yaşındadır. ilk olarak 9 yaşındayken çocuk oyuncu olarak Koyu Kırmızı dizisinde yer alan Sevda Erginci Semaver Kumpanya’da çocukken tiyatro eğitimi almıştır. 1.65 cm boyunda ve 50 kg olan Sevda Erginci Karagül dizisinde de Ayşe karakterine hayat vermesi ile ünlenmiştir. Son dönemde Star Tv ekranlarının gençlik dizisi Hayat Bazen Tatlıdır ve Ver Elini Aşk dizilerinde yer alan Sevda Erginci son olarak Yasak Elma dizisinde Zeynep karakteri ile yer almış ve çok büyük bir başarı yakalamıştır. Yasak Elma dizisi devam etmesine rağmen Sevda Erginci partneri Onur Tuna ile diziden ayrılmıştır.
İpek Cahide’nin kızlarının ortancasıdır. Yetiştirme yurdunda evlatlık verilmiştir ama evlatlık olduğunun farkında değildir ta ki o mektup İpek’in eline ulaşıncaya kadar. Tekin Malik ile tnaışınca aralarında ki yaş farkına bakmaksızın ona aşık olur ama Tekin Malik İpek’in üvey ailesinin mal varlığını bitirir.
Seçkin Özdemir (Sinan Malik) Seçkin Özdemir 1981 İstanbul doğumludur. İlk olarak radyo programcısı olarak göreve başlayan Seçkin Özdemir daha sonra DJ olarak çalışmıştır. 2004 ilk olarak televizyon programı sunan Seçkin Özdemir sunuculuktan sonra oyunculuk teklifleri almış ve oyunculuk eğitimi almaya karar vermiştir. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk eğitimlerini tamamlayan Seçkin Özdemir Başkent İletişim Akademisi’nde tiyatro eğitimlerini tamamlamıştır. Yakışıklılığı ile çok dikkat çeke Seçkim Özdemir ilk olarak Al Yazmalım dizisinde baş rolde yer almış ve çok sevilmiştir. Sonrasında Racon Ailem ve Kiralık Aşk dizilerinde yer alan Seçkin Özdemir 2018 yapımı Tehlikeli Karım ve Can Kırıkları dizilerinde baş rolde yer almış ama dizi dizi de tutmamıştır.
Deniz’i çok seven Sinan Malik’in para ile ilgisi yoktur; haksızlık karşısında öleceğini bilse suzmaz. Kimseyi ezmez zayıfı güçlüye ezdirmez. Yalnız gelmiş yalnız gider bağlanmak ona göre değildir. Açık sözlü bir adamdır. Sinan yıllar sonra babasının yaşadığı kasabaya geri döner. Sinan İpek’e karşı imkansız bir aşkın peşine düşecektir.
Elifcan Ongurlar (Çilem Doğan) Elifcan Ongurlar haziran 1993 de İzmir’de dünyaya gelmiştir. İkizler burcu olan güzel oyuncu şuanda 26 yaşındadır. İstanbul Beykent Üniversitesinde oyunculuk eğitimi alan Elifcan Ongurlar 170 cm boy ve 60 kg ağırlıkta olan düzgün fiziği ile dikkat çekmektedir. İlk olarak daha 18 yaşında Ateşin Düştüğü Yer filminde oynayan bu filmle tanındıktan sonra Kayıp Şehir dizisinde Seher karakterine hayat verme şansı yakalayan Elifcan Ongurlar geleceğin yıldızları arasında yer alacağını o zamandan göstermişti. Son dönemde Kara Ekmek ve Kiralık Aşk gibi önemli dizilerde yer alan Elifcan Ongurlar son olarak Kızlarım İçin dizisinde rol almıştı.
Çilem güzeller güzeli bir kızdır. Cahide’nin en küçük kızıdır. Azra ile aynı yurtta kardeş gibi büyümüşlerdir. Azra hem onu korumuş kollamıştır. Çilem yetim büyüdüğü için artık hayatta hep iyi şeyleri hak ettiğini düşünür çünkü o acıları küçükken çekmiştir. Çok kıskanç bir kızdır
Burak Yamantürk (Kenan Soykan) Burak Yamantürk 23 Aralık 1983 Kocaeli doğumludur. 36 yaşında olan Burak Yamantürk Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar mezunudur. Aslen Sivaslı olan Burak Yamantürk ilk olarak Veda dizisi ile ekranlarda boy göstermiştir. Yine 2017 yılında İçimdeki Fırtına dizisinde Fırat ve 2015 yılında Acı Aşk dizisinde Mehmet karakteri ile yer almıştır. Burak Yamantürk son olarak Kayıtdışı dizisinde Arda karakteri ile yer almış ama dizi tutmamıştır. Burak Yamantürk ünlü oyuncu Özge Özprinççi ile aşk yaşamaktadır.
Kenan Güneşli Bahçe kasabasının çek senet mafyasıdır. Aslında içinde temiz bir çocuk vardır ama parayı bu yolla kazanmayı öğrenmiştir. Hayatından çok kız gelip geçmiştir ama Deren ile tanışınca gerçek aşkı bulur.
Melis Sezen (Deren Mutlu) 1993 İstanbul doğumlu olan Melis Sezen 26 yaşındadır ve Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar bölümü mezunudur. Melis Sezen Siyah İnci dizisinde hayat verdiği Ebru karakteri ile en önemli ekran deneyimini yaşamıştır. Murat Dalkılıç ile yaşadığı aşk söylentileri ile tanınan Melis Sezen Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde hayat verdiği Asya karakteri ile sevilmiş ve tanınmıştır. Melis Sezen ilk başrol deneyimini ise Leke dizisinde hayat verdiği Yasemin karakter yaşamış ve dizisi tutmasa da ismini Türkiye’ye öğretmeyi başarmıştır. Melis Sezen profesyonel dansçıdır.
Deren çalıkanlığı ile tıp fakültesini derece ile bitirmeyi başarmıştır. Deren hem disiplinli hemde çalışkan bir kızdır. Ders çalışmaktan güzelliğini görecek vakti olmamış. Kenan’ı görene kadar da aşk nedir bilmemiştir.
Özge Özacar (Azra Yılmaz) 1993 İstanbul doğumlu olan Özge Özacar Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunudur. İlk olarak Tatlı Küçük Yalancılar dizisi ile ismini duyuran Özge Özacar 1.64 boyunda ve 54 kilodur. Son dönemde Dolunay ve Lise Devriyesi dizileri kadronda yer almıştır. Lise Devriyesinde hayat verdiği Meltem karakteri çok sevilmiştir. 2019 da Hababam Sınıfı Yeniden filminde Didem karakterine hayat vermiştir. 2017 yapımı Meryem dizisinde ise Naz olarak yer almıştır. İcon-talent menajerliğin oyuncusudur.
Azra Cahide’nin en küçük kızı Çilem’in yurttan arkadaşıdır. Barda şarkı söyleyerek para kazanmak zorundadır. En büyük isteği ise albüm yapmaktır. Güzel bir sesi vardır ama tam bir arızadır. Güneşli Bahçe köyüne gelince Mahir’e aşık olur ama Mahir’in İpek’e aşık olduğunu tez zamanda anlar ve yıkılır.
Burak Çelik (Mahir Denizhan) Burak Çelik 1992 İstanbul doğumludur. 27 yaşında olan Burak Çelik manken, model ve dizi ve film oyuncusudur. 2013 Best Model of Turkey ve World birincisi olan Burak Çelik tescilli bir yakışıklıdır. Burak Çelik’i biz Karagül dizisinde canlandırdığı Serdar karakteri ile tanıdık. Sonrasında Ardından Hayat Sevince Güzel dizisinde ilk başrol deneyimi yaşayan Burak Çelik çok sevilmiştir. Burak Çelik son olarak Söz dizisinin 3. sezonunda Selim karakterine hayat vermiştir.
Mahir marangozluk ve dekorasyon işleri ile uğraşmakta. Kısa süre önce anne ve babasını kaybediyor ve bundan sonra biraz yalnız kalmak istiyor. Güneşli Bahçe halkı Mahir’i çok sever ve sayar. Adaletli bir gençtir. insanlara yardım etmek en büyük zevkidir. Sıcak kanlı bir adam olmasına rağmen yalnız olmayı ister. İpek’e aşıktır ama çok kimse bilmez.
Mihriban Er (Perihan) Mihriban Er son olarak Bir Zamanlar Çukurova dizisinde yer almış ve Sevil karakterine bir kaç bölüm hayat vermişti. Mihriban Er 1966 İstanbul doğumlu ve 53 yaşında ki deneyimli sinema ve dizi oyuncusudur.Se
Sevgili Geçmiş dizisinde Perihan gelinlik ve moda tasarımcısı olarak kasaba da sevilen bir esnaftır.
Renan Bilek (Komiser Akif) Renan Bilek Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde hayat verdiği Süleyman karakteri ile tanınmıştır. 1968 İstanbul doğumlu olan Renan Bilek 51 yaşındadır ve Galatasaray Lisesi mezunudur. Sadece oyuncu değil aynı zamanda da ses sanatçısı olan Renan Bilek son olarak Yeşil Deniz Hilmi Çakırlı olarak yer almıştır.
Renan Bilek Sevgili Geçmiş dizisinde Akif isminde bir komisere hayat verecektir. Akif İpek’in annesi Afet’e aşıktır.
Hülya Duyar (Afet) 1970 Sivas doğumlu olan Hülya Duyar artık 49 yaşının içindedir. Televizyon sektörüne kuaför ve makyöz olarak giren daha sonra bir kaç projede yer alıp çok beğenildikten sonra oyunculuk eğitimleri alan Hülya Duyar özellikle Evlat Kokusu ve Karagül dizilerinde hayat verdiği karakter ile çok tanınmıştır. Hülya Duyar son olarak Nefes Nefese dizisinde Kıymet Hala olarak yer almıştır
Sevgili Geçmiş dizisinde Afet İpek’in annesi olarak ekranlarda yer alacaktır.
Zeynep Gülmez (Müjgan Kutlu) 1974 Bursa’da doğumlu olan Zeynep Gülmez 45 yaşının içindedir. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Tiyatro bölümü mezunu olan Zeynep Gülmez Yeşil Deniz dizisi ile televizyonda çok sevilmiştir. Zeynep Gülmez son olarak Kocaman ailem dizisinde Jale Ateş olarak ekranlarda yer almıştır. Bursa Devlet Tiyatrosu’nda oyuncu olarak göreve başlayan Zeynep Gülmez sayısız tiyatro oyununda yer almıştır. Zeynep Gülmez’in ilk dizisi ise Mahallenin Muhtarları dizisi olmuştur.
Müjgan başarılı bir psikologtur. Evladı olmayınca Deren’i evlatlık olarak alır ama ona evlatlık olduğunu söylemez. Sonradan bir evladı olunca Deren’i sevememiştir.
Şahin Ergüney (Harun Kutlu) Şahin Ergüney 1962 doğumludur ve 57 yaşındadır. Hem oyuncu hemde seslendirme sanatçısıdır. Asuman Ergüney ile evlidir. Hacettepe Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur.
Harun Deren’in babasıdır. Başarılı bir doktordur. Kendi hastahanesi vardır.
Yunus Narin (Aras Kutlu) Yunus Narin 1989 İzmir doğumludur ve 30 yaşındadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunudur Sinema ve Televizyon okumuştur. İlk olarak Yılanların Öcü dizisinde yer aldı. Aktif olarak tiyatro ile ilgilenmektedir. Yunus Narin son olarak İstanbul’lu Gelin dizisinde Garip karakterinin gençliğini oynamıştı. Yunus Narin Sevgili Geçmiş dizisinde Aras karakterine hayat verecek.
Sevgili Geçmiş dizisinde Aras yakışıklı bir gençtir. Deren’in üvey erkek kardeşidir. Deren evlatlık olarak alındıktan sonra Aras doğmuştur. Gezmeyi tozmayı seven bir gençtir. Müjgan ile Harun’un biricik evladıdır.
Yurdaer Okur (Tekin Malik) 1974 Samsun’da doğumlu olan Yarbay Aydın 45 yaşında yakışıklılığı ile hala genç kızların dikkatini çeken bir karizmadır. Hacettepe’de tiyatro eğitimi alan Yarbay Aydın uzun süredir dizi piyasasında yer alsa da Yeter dizisinde hayat verdiği Yekta karakteri ile tanınmıştır. Hem psikopatı hemde başrolü en iyi oynayabilen oyunculardan biri olan Yarbay Aydın Alıja dizisi ile ismini dünyaya duyurmayı başarmıştır; zira dizi de İzzetbegovic olarak izleyici ile buluşan Yarbay Aydın büyük beğeni toplamıştır. 2017 de uyuşturucu kullandığı gerekçesi ile göz altına alınan Yurdaer Okur sıkıntılı günler yaşasa da son olarak 2018 de Nöbet dizisinde Binbaşı Barış Kalender ve 2019 da 7. Koğuştaki Mucize filminde Yarbay Aydın olarak yer almıştır. Yurdaer Okur Sevgili Geçmiş dizisinde konuk oyuncu olacak ve ilk bölümde ölerek ekranlara veda edecek.
Tekin başa bela bir adamdır. Güneşli Bahçe kasabasının zengin ve güçlü adamlarından biridir. İpek ile bir sözleşme imzalayan Tekin İpek’i zorla kendisi ile evlenmeye ikna eder. Ailesini kurtarmak isteyen İpek kendini feda eder ve Tekin ile evlenmeyi kabul eder; ancak Tekin İpek’i oğlu Sinan’dan kıskanır ve İpek’i döver. İpek Tekin’den kurtulayım derken Tekin merdivenlerden düşer ve ölür.
Burak Demir 1978 Ankara doğumlu olan Burak Demir şuanda 31 yaşındadır. Bilkent Üniversitesinde Tiyatro eğitimlerini tamamlayan Burak Demir ilk olarak 2000 yılında “Bizim Evin Halleri” dizisi ile izleyicisi karşısına çıkmıştır. Arka Sokaklar ve Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerde önemli rollerde yer alan Burak Demir asıl çıkışını Şevkat Yerimdar dizisinde hayat verdiği Niko ve Diriliş Ertuğrul dizisinde ise Sivas Valisi Hüsamettin Karaca karakterleri ile yakalamıştır.
Dizi film yapımcısıdır. Sapık ve güçlü bir adamdır. Çok parası vardır.
Melih Selçuk (Refik) Melih Selçuk 7 Şubat 1984 Mardin doğumludur. Çok zeki bir insan olan Melih Selçuk Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümü mezunudur. Fen lisesi öğrencisidir. İlk olarak 2008 yapımı Süt filminde yer almıştır. Melih Selçuk Pis Yedili ve Adını Feriha Koydum dizilerinde de yer almıştır.
Refik Tekin’in yıllar önce hizmetine aldığı kimsesiz bir çocuktur. Tekin beyin genel ayak işlerine Refik bakar. Tekin beye bağlıdır ondan başka da gidecek bir yeri yoktur. Temiz kalpli bir adamdır. Tüm kötülükleri Tekin’e yaranmak için yapmıştır.
Çiçek Acar (Gülistan) Çiçek Acar 16 kasım 1981 İzmir doğumludur. Güzel oyuncu şuanda 38 yaşındadır ve Müjdat Gezen Sanat Merkezinde oyunculuk derslerini tamamlamıştır. 2014 yapımı Hatsız Kulmaz dizisi ile ünlenmiştir. Çiçek Acar son olarak Cennetin Gözyaşları dizisinde Nilgün karakteri ile yer almıştı.
Seray Ercan(Ebru) Sevgili Geçmiş dizisinde Ebru karakteri ile Seray Ercan diziye ilerleyen bölümlerde dahil olacak
Sevgili Geçmiş Burak Burak Çilem’in sevgilisidir. Çilem’in karnında Burak’ın bebeği vardır. Çilem’i çok sevmektedir.
Sevgili Geçmiş 2. Tanıtım Fragmanı
Sevgili Geçmiş Tanıtım Fragmanı
Sevgili Geçmiş Nerede Çekiliyor? Sevgili Geçmiş dizisi çekimleri için Ece Uslu ve Emre Kınay İzmir Urla’da bir araya geldi. Önce Urla’da bir otele yerleşen Sevgili Geçmiş dizisi başrol oyuncuları Urla çekimleri boyunca bu otelde konaklayacak.
Sevgili Geçmiş dizisinin köy/kasaba çekimleri ise İzmir’in Urla ilçesinin Kuşçular köyünde gerçekleşecek. Eşsiz doğası ve rüzgar gülü manzaraları ile izleyicinin çok seveceği Kuşçular köyü Sevgili Geçmiş dizisi ile turistik bir köy olacak.
İzmir ile Urla’nın Kuşçular köyü arası 43 km’dir. İçerinde çok sayıda site ve kooperatif bulunmaktadır.
Sevgili Geçmiş Dizisinden Ayrılan Oyuncular Erkan Petekkaya (Konuk Oyuncu) 1970 Elazığ doğumlu olan Erkan Petekkaya 49 yaşındadır. Didem Petekkaya ile evli olan başarılı oyuncunun Cem Cano Petekkaya isminde bir evladı var. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu olan Erken Petakkaya 28 yaşında ilk dizisini çekmiştir. Erkan Petekkaya’nın tanınması ise Aynalı Tahir dizisi ile olmuştur. Özellikle Beyaz Gelincik dizisi sonrası büyük bir üne kavuşmuştur.
Erkan Petekkaya’nın erkek başrol olarak yer aldığı Öyle Bir Geçer Zaman ki ve Dila Hanım döneminin en iyi dizileri arasın da gösterilse de oyuncu Paramparça dizisinde hayat verdiği Cihan karakteri ile ismini artık dünyaya duyurmuştur. Son olarak Vurgun dizisinde yer alan Erkan Petekkaya ne yazık ki son iki dizisinde 10 bölümü geçememiştir.
Erkan Petekkaya Sevgili Geçmiş dizisi yapımcısı Süreç Film ile 2020 de bir dizi yapmak için anlaşma imzaladı anlaşmada ise Sevgili Geçmişte bir bölüm konuk oyuncu olmak için de imza attı. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


BU OYUN O KADAR KORKUNÇ KI PIYASADAN KALDIRILDI ! (KORKU ... Olacak O Kadar  Cemil İpekçi  2.Sezon 5.Bölüm - YouTube Evli ve Oyuncu - YouTube Olacak O Kadar  Ayran Aşı  2.Sezon 5.Bölüm - YouTube Olacak O Kadar  Yassak  2.Sezon 5.Bölüm - YouTube Olacak O Kadar - Beleş Mehmet (1997) - YouTube

Yeni evli çifte ne hediye alınır? - MediaTrend

  1. BU OYUN O KADAR KORKUNÇ KI PIYASADAN KALDIRILDI ! (KORKU ...
  2. Olacak O Kadar Cemil İpekçi 2.Sezon 5.Bölüm - YouTube
  3. Evli ve Oyuncu - YouTube
  4. Olacak O Kadar Ayran Aşı 2.Sezon 5.Bölüm - YouTube
  5. Olacak O Kadar Yassak 2.Sezon 5.Bölüm - YouTube
  6. Olacak O Kadar - Beleş Mehmet (1997) - YouTube
  7. Olacak O Kadar Sit Tir 2.Sezon 5.Bölüm - YouTube

Beni takip edin Facebook https://goo.gl/m3mV7H Instagram https://goo.gl/E3qf2A 01 Mayıs 1997 tarihli bölümden Olacak O Kadar YouTube Kanalına Abone olmak için http://wedia.link/OlacakOKadarAboneOl linke tıklayabilirsiniz. Levent Kırca ve ekibinin hazırlayıp sunduğu O... Olacak O Kadar YouTube Kanalına Abone olmak için http://wedia.link/OlacakOKadarAboneOl linke tıklayabilirsiniz. Levent Kırca ve ekibinin hazırlayıp sunduğu O... Olacak O Kadar YouTube Kanalına Abone olmak için http://wedia.link/OlacakOKadarAboneOl linke tıklayabilirsiniz. Levent Kırca ve ekibinin hazırlayıp sunduğu O... Olacak O Kadar YouTube Kanalına Abone olmak için http://wedia.link/OlacakOKadarAboneOl linke tıklayabilirsiniz. Levent Kırca ve ekibinin hazırlayıp sunduğu O... EVOY evli bir çiftin (Burak ve Burcu) Youtube üzerinden oyun oynadığı ve oynarken yaşadıkları eğlenceyi sevenleriyle paylaştığı Playstation odaklı bir oluşum...